Köyümüz Hakkında
Ödek Köyü, Divrik'in batısında 1.850 m. rakımı olan çevresi dağlarla çevrili yemyeşil bir vadide konuşlanmıştır. İlçeye 25 km. mesafededir. Otomobil ile 15 dakika, traktörle 30 dakika, at ile 1 saat ve yürüyerek 4-5 saatte ulaşılır.
Komşu köyler olarak doğusunda Karasar, batısında Ceviz, kuzeyinde Höbek, kuzey-batısında Avçarcık (Karaguz), güneyinde Bahtiyar, Sören (Susuz Viran veya Susuz Ören) ve Vazıldan, güney-batısında Gökçebel (Venk veya Bahtiyar Fengi) köyleri ile çevrilidir.
Köyün içinden Ödek Çayı geçmektedir. Çayın kolları Korusuyu deresi, Apazsuyu deresi (Goz deresi), Çataksuyu, Ağdere, Adaçayı, Ören dere, Derin dere ve Mayman deredir.
Ödek yerleşim yeri olarak, Boğaz ve Korudan gelen Korusuyu, Ortadağdan gelen Çatakdere, Susuz ve Daşçiğitten gelen Ağdere ve Apazdan gelen Apazdere'nin kesiştiği deltada kuruludur. Bu üçgen delta, Ağtarla diye anılır ve köyün yerleşimine anayurtluk yapar. Ayrıca köyün karşısına güneyine düşen Karşı Mahalle ile, doğusunda Karaseki ve kuzey-doğusunda Türkeli mahallesinde de yerleşim yerleri bulunmaktadır.
Köyün hemen kuzey taraf üstünde rakımı 2.500 m. olan eski bir volkanik dağ olan Kızılkaya yükselmektedir. Güney cephesinde Mehmetdağı 2.400 m. ve Ortadağ 2.450 m., batısında Göldağı ve Konakgörmezdağı 2.600 m. ile çevrilidir. Köyün doğu cephesi Divrik istikametine doğru vadi şeklinde uzayan görüş alanı açıktır. Köy sınırları içinde en yüksek dağ Terazi (Terzi) kayası olup 2.650 m. civarında rakıma sahiptir.
Ödek, Bizanslılar döneminde yerleşime açılmıştır. Bizans mimari tarzındaki yapılar buraya yerleştirilen Türkler tarafından ahır ve ağıl olarak uzunca bir süre kullanılmış ve zamanla yıkılıp yok olmuştur.
Bizanslılar döneminde inşa edilen Kale (rakım: 2.200m.) bazı surları yıkılmış olmakla birlikte hâlâ heybetiyle ayakta durmaktadır. Kale, stratejik konumu olan askeri bir üs, ileri karakol, saldırı ve savunma amaçlı inşa edilmiştir. Civar köylerde buna benzer bir kale yoktur.
Köy İsim Tarihçesi
ÖDEK sözü, ödemek fiilinden gelmektedir. Ödemek, ödemek gerek, ödeyelim, ödeyek, ödeyeceğim, öderiz, v.b. anlamına gelen yerel ağız şivesidir. Bazı yörelerde lehçe olarak, gelecek misiniz? Sorusuna, geleceğim, geliriz anlamına kısaca "gelek", verecek misiniz? Sorusuna yanıt verirken, "verek" dendiği gibi, ödeyecek misiniz? Sorusuna da kısaca "ödek" denilmektedir.
Ayrıca, Orta Asya Türklerince de kullanılan ÖDEK, yaşlı, pir, muhterem anlamına geldiği gibi ıslak, bol sulu, yaşlı, kaynak, sulak, ücret (ödekli=ücretli; ödeksiz=ücretsiz), ödenek, tazminat, diyet, ölenedek, adak (kurban), adak yeri manasına kullanılmakla birlikte sözcükte kutsal anlamlar da yüklüdür.
ÖD ve EK sözcüklerinden türemiş bileşik isimdir. ÖD, Tanrı adıdır. ÖD Tengri'den türemiştir. Kutsal, Zaman, Devir, İç demektir. Kül Tigin Abidesi Kuzey Cephesi 10. Satırında ".. Öd Tengri yaşar.." şeklinde geçmektedir. EK ise yüksek, ulu, yüce, erişilmez, büyük, ağabey, yaşlı, pir anlamına gelmektedir. Nitekim çoğu yörelerde ağabeye "eke" denilmektedir.
ÖDEK, Zamanın Kutsal Dağları, Kutsal Zaman Dağları, Kutsal İç Dağlar, Yüksek Dağlar, Ulu Dağlar v.b. onun anlam taşımaktadır. Ödek'e gelip yerleşen atalarımız bu yöreye isim verirken evvelki bölgelerde gördükleri örflerini ve âdetlerini sürdürme adına buradaki yerlere benzer adlar koymuşlardır.
Böyle kutsal anlamlar içeren ve milyonlarca insanımız tarafından kullanılan bu kelimenin korkak anlamına gelen "ödlek" kelimesiyle örtüşen bir yanı yoktur. Sadece, kafiye olarak çağrışım yaptırmaktadır.
Ödek Köyü Kaşınbaşı, Kale, Küçük Harmancık, Beşoyuk, Selkaya, Koçkaya, Keltepe, Terzikaya, Hıdırellez, Göldağ, Gonahgörmez dağı, Ortadağ, Mehmetdağı, Kuyu, Höyük, Dolupınar, Çalıkoyak, Yılanlıtepe, Şemsitepe, Baydığıntepe gibi dağlar ile çevrili geniş bir platonun doğuya açılan kapısı konumunda Kızılkaya Dağının eteğinde konuşlanmıştır.
Ayyıldızda olduğu gibi, yarım ay şeklinde dağlar içine bir iç dağ, coğrafi konum olarak, ÖDEK adına pek de uygun düşmektedir. Ödek, gerçekten de çevresi dağlarla çevrili doğal kale durumunda hafif engebeli bir plato ve yarım ayın açık olan ağzında kızıl bir yıldız gibi yükselen Kızılkaya eteğinde, Divrik ovasına tepeden kartal bakışıyla görünen panoramasıyla eşsiz güzellikte bir yerdir.
Sosyal ve Kültürel Yaşam
Eğitim açısından, köyün mevcut olan okul binası şu anda faaliyette değil. Köyün merkezindeki okul binası uzun süredir okul olarak kullanılmıyor. Son zamanlarda uygulamaya başlanan yatılı bölge ilköğretim okulu projesi kapsamında köylerdeki çocuklar ilçelerdeki yatılı bölge okullarında toplanıyor ve eğitimlerine burada devam ediyorlar. Mevcut okul binası toplantılar için kullanılmakla beraber zaman zaman köyde kalan sığır çobanlarına ya da kısa süreliğine gelen işçilere tahsis edilmektedir.
Köyde alışveriş yapılabilecek herhangi bir yer (bakkal, büfe) bulmak mümkün değil. Köylüler ihtiyaçlarını genelde Pazartesi günü ilçeye, Divriği'ye giderek karşılıyorlar. Genelde ilçeye Pazartesi günü gidiliyor çünkü o gün ilçede sebze ve meyve pazarı kuruluyor. Maalesef köye günlük gazete, dergi vb. ulaşmıyor. İnsanlar dünyayla iletişimlerini radyo ve televizyon aracılığıyla kuruyorlar.
Son zamanlarda iyice azalan ancak hâlâ varlığını sürdüren bir faaliyet de dokumacılıktır. Köylüler genellikle evlerini kendi dokudukları halı, kilim ve yastıklarla döşemektedirler. Bu dokumalar tamamen el emeği olduğu için değerleri de fazladır. Yünün toplanması, yıkanması, boyanması, ip hâline getirilmesinden halının dokunmasına kadar her aşamada köylünün alın teri mevcuttur.
Köyde evler taş ve kerpiçten yapılmakta, üzeri saç veya kiremitle kapatılmaktadır. Tipik bir köy evi büyükçe bir salon, bir kiler, mutfak —bazı evlerde ayrı bir misafir odası— ve de birkaç yatak odasından oluşmaktadır. Salonlardaki oturma yerleri köylülerin kendi dokudukları halı ve yastıklarla doğranmış şekillerden oluşmaktadır. Kışın evlerin ısıtılması sobayla yapılmakta ve yakıt olarak da tezek (kurutulmuş sığır tersi) ve kerme (tezekten biraz farklıdır, ağıl tabanlarının kazınması sonucu elde edilir), odun kullanılmaktadır.
Ailelerin büyük olmasının sebepleri olarak köy işlerinde işgücüne ihtiyacın olmasını ve kalabalık aile olmanın aynı zamanda da bir statü göstergesi olmasını sayabiliriz. Misafire ve misafir ağırlamaya büyük önem verilmektedir. Bu tip eski evlerin aksine son zamanlarda yapılan evlerin yapımında betona daha çok yer verilmektedir.